AVLONYALI FERİT PAŞA
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 

 

 

Meşrutiyet Döneminde  bir Osmanlı Devlet Adamı

                                         AVLONYALI FERİT PAŞA  

 

Giriş  

 

Osmanlı devlet idaresinde  Balkan kökenli, özellikle de Arnavut asıllı çok sayıda devlet adamı vardır. Devlet hayatında önemli sorumluluklar üstlenen  yöneticilere baktığımız zaman   Balkan vilayetlerinde doğmuş ve  kısa zamanda  kabiliyet ve çalışkanlığı ile dikkat çekerek devlet hayatında önemli görevler almış , daha da yükselerek sadrazamlığa kadar gelmiş pek çok devlet adamı vardır. Bu devlet adamları arasında Arnavut asıllı olanlar ayrıca dikkat çekmektedir. Sadrazamlar listesine  bir göz attığımızda  hemen  şu isimler dikkatimizi çekmektedir:

 

 

1.Gedik Ahmet Paşa ( 1474-1482)

 

 

2.Davut Paşa (1482-87

 

 

3.Dukakinoğlu Ahmet Paşa ( 1414-1515)

 

 

4.Ayas Mehmet Paşa ( 1536-1539)

 

 

5.Lütfi Paşa ( 1539-1541)

 

 

6.Kara Ahmet Paşa (1553-1556)

 

 

7.Semiz Ahmet Paşa ( 1579-1580)

 

 

8.Koca Sinan Paşa ( 1580 yılından başlayarak 1596 yılına kadar değişik tarihlerde  tam    5 defa  sadrazam olmuştur)

 

 

9.Ferhat Paşa ( 1591-1592)

 

 

10.Yemişçi Hasan Paşa ( 1601-1603)

 

 

11.Nasuh Paşa ( 1611-1614)

 

 

12.Ohrili Hüseyin Paşa ( 1621-1622)

 

 

13.Mere Hüseyin Paşa ( 1622-1623 iki defa sadrazam olmuştur.)

 

 

14.Tabanı Yassı Mehmet Paşa ( 1632-1637)

 

 

15.Kemankeş Kara Mustafa Paşa ( 1638-54’e kadar iki defa))

 

 

16.Sultanzade Semin Mehmet Paşa ( 1645-1646)

 

 

17.Kara Murat Paşa ( 1649-1650)

 

 

18.Tarhuncu Ahmet Paşa ( 1652-1653)

 

 

19.Zurnazen Mustafa Paşa ( 1656-1657)

 

 

20.Köprülü Mehmet Paşa ( 1656-1661)

 

 

21.Köprülü Fazıl Ahmet Paşa ( 1661-1667)

 

 

22.Köprülüzade Mustafa Paşa ( 1689-1691)

 

 

23.Arabacı Ali Paşa ( 1691-1692)

 

 

24.Amcazade Hüseyin Paşa ( 1697-1702)

 

 

25.Köprülüzade  Numan Paşa ( 1710-1711)

26.Hacı Halil Paşa ( 1716-1717)

27.Hacı İvaz Mehmet Paşa ( 1739-1740)

28.İvazzade Halil Paşa ( 1769-1770)

29.Alemdar Mustafa Paşa ( 1808)

30.Memiş Paşa ( 1808- 1809)

31.Giritli Mustafa Haili Paşa ( 1853-1857’ye kadar  üç defa )

32.AVLONYALI MEHMET FERİT PAŞA ( 1902-1908)

33.Sait Halim Paşa  (1913-1917)

34.Ahmet izzet Paşa ( 1918)

35.Damat Ferit Paşa ( 1919-1920  5 defa)

Yukarıdaki listeden de  görüldüğü gibi  Osmanlı sadrazamları içinde Arnavut asıllı olanları ayrı bir yeri vardır.  Bu sadrazamlar içinde  Köprülü Mehmet Paşa, Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Alemdar Mustafa Paşa, Avlonyalı Ferit Paşa  gibi isimler Osmanlı tarihindeki ölümsüz hizmetlerin kahramanları olarak bilinmektedirler. Elbette içlerinde devlete  layıkı vechile hizmet edemeyenler ve hatta Anadolu’yu işgale gelen  işgalci ve istilacılarla  işbirliği yapanlar da vardır. Damat Ferit Paşa gibi.

Bizim konumuz  Avlonyalı Ferit Paşa ve hizmetleridir.

 

 

 

Çocukluğu, Tahsili ve Memuriyetleri

 

 

Mehmet Ferit Paşa, Miladi 1851 (H. 1268) Yanya’da doğmuştur. Babası Mustafa Nuri Paşa’dır. Baba tarafından soyu, kaptan-ı derya Sinan Paşa’ya dayanmaktadır.Anne tarafından da Tepedelen’den Ali Paşa soyundandır. Mahmut Kemal İnal’ın , Ferit Paşa’nın damadı Halil Paşa’ya dayanarak verdiği bilgiye göre Sinan Paşa aslen Konyalıdır. Muhtemelen  Konya’dan görevle Yanya’ya gitmiş ve Avlonya’ya yerleşmiştir. Avlonya, 19. Yüzyıl Osmanlı Balkan  vilayetlerinden Yanya’ya bağlı bir sancaktır. Ferit Paşa  Türkiye’de  “Avlonyalı” adıyla meşhur olmuştur. Ferit Paşa’nın ataları da Avlonya’da – kendi zamanında-  “Konyalı”  olarak tanınmaktadır. Ferit Paşa Yanya’da ilkokulu bitirdikten sonra Rum lisesinde okumuştur. Daha sonra bir çok özel öğretmenden  ders alarak Fransızca, Arapça, Rumca ve İtalyanca öğrenmiştir. Ferit Paşa  daha çok genç iken  bilgi ve kabiliyeti ile kendisini göstermeyi başarmış ve  18 yaşında iken (1869) babasının mutasarrıf olarak görev yaptığı Resmo’da cinayet mahkemesi katipliğinde memuriyete başlamıştır.  1 yıl sonra da Kandiye sancağı Tahrirat kalemi müsevvidliği (Katip Yardımcılığı) görevine atanmıştır. 1870 tarihinde Girit Vali ve Kumandanı olan Müşir Rauf Paşa’nın mahiyetinde de bir müddet  çalışmıştır.

 

 

Ferit Bey, 1874 tarihinden itibaren hızla terfi etmiş ve çok önemli görevlerde bulunmuştur.  Bunlar sırasıyla:

 

 

·         Girit Valiliği Tahrirat Müdürü-1874

 

 

·         Kaymakam-1877

 

 

·         Bulgaristan’da Osmanlı Devleti Komiser Muavini-1879

 

 

·         Diyarbakır Bölgesi Adliye Müfettişi-1880

 

 

·         İstinaf mahkemesi Hukuk Bölümü Azası-1882

 

 

·         Şura-yı Devlet İstinaf Müddeiumumisi ve Tanzimat Dairesi azalığı-1884

 

 

·         Vezirlik Rütbesi ile Konya  Valiliği 26 Şubat 1898

 

 

·         Sadrazam-1902-1908

 

 

 

 

Konya Valiliği ve Yaptığı Hizmetler

 

 

Ferit Paşa’nın Konya Valiliği bütün memuriyet ve görevleri içinde ayrı bir yer teşkil etmektedir. Padişah İkinci Abdülhamit tarafından  Konya valiliğine atanmasında zamanın Bosna valisi  Gazi Osman Paşa’nın  padişaha telkin ve tavsiyelerinin etkili olduğu sanılmaktadır.

 

 

Ferit Paşa’nın Konya valiliğine atanma  tezkiresi sureti şöyledir:

 

 

Açık bulunan Konya Vilayeti valiliğine Şura-yı devlet Tanzimat Dairesi  azasından  Ferit Bey efendi hazretlerinin  tayini hususunun alel usul arzu-yı istizanı  şeref sudur buyurulan  irade-i seniye-yi cenab-i hilafetpenahi iktiza-yi âlisinden olmağla ol babta emr u ferman hazret-i veliyyül emrindir.

 

 

26 Şubat 1313

 

 

Serkatib-i Hazreti şehriyari

 

 

Tahsin

 

 

 

 

 Miladi 1902 tarihinde Koya Valiliği görevine başlayan Ferit Paşa, ilk önce şehri tanımak ve sorunlarını tespit etmek maksadıyla  vilayet merkezi ve bağlı sancak ve kazalarında incelemelerde bulunmuştur. Şehrin sorunlarını şöyle sıralamıştır:

 

 

·         Güvenlik ve asayiş sorunları

 

 

·         İçme suyu sorunları

 

 

·         Kuraklık ve  buna dayalı su sorunu

 

 

·         Şehirde imar sorunu

 

 

Ferit Paşa hemen çalışmalara başlamış  ve ilk önce yaptığı tespitleri  şehir eşrafı ile paylaşmıştır. Konya halkından tüccar, esnaf, çeşitli devlet hizmetlerinde bulunmuş  tecrübeli insanları valiliğe davet ederek onlarla görüşmüş ve sorunların çözümünde onların ve onlar vasıtasıyla da halkın katılımını istemiştir. Ferit Paşa’nın yapacağı işleri halka anlatması ve onları kendi projelerine inandırması işlerin daha hızlı ve daha kolay yapılmasını sağlamıştır. Konya halkı gücü nispetinde bu çalışmalara katılmış, parayla destek verenler olduğu gibi bedenen çalışarak destek verenler de olmuştur.

 

 

Ferit Paşa valiliğe atandığı zaman Konya’da adına  “Hamamdan kız kaçırma”  denilen bir şekavet çeşidi görülmekte idi. Gerçekten de bazı silahlı insanlar kadınlar hamamını basarlar ve  önceden tespit ettikleri kızı veya kızları kaçırırlardı. Bu durum halkta büyük bir tedirginlik  ve hatta korkuya sebep olmuştu. Ferit Paşa  bu asayişsziliği önlemek için  derhal tedbirler almış ve  kısa zamanda şehirde güvenliği sağlamıştır. Kendisi çoğu zaman tebdil-i kıyafetle  şehirin en ıssız mahallelerinde geziye çıkar, kahvehanelere girer halkla konuşur ve  durumu yerinde görür, ona göre de tedbirler alırdı. Asayişi bozanlar hakkında acımasız ve tavizsiz davranması halkta güven yaratmış ve halktan insanlar eşkıya hakkında duyduklarını valiliğe iletmeye başlamışlardır.  Bu durum eşkiyanın yakalanması ve tesirsiz hale getirilmesi için  bir çeşit “Doğal İstihbarat”  durumu oluşturmuş neticede  vilayetin güvenliğine zarar verecek unsurlar temizlenmiştir. Şehirlerde halk  huzura kavuşmuştur.

 

 

Ferit Paşa Isparta cihetine bir seyahatı sırasında  yalnız başına tarlasına gitmekte olan bir köylüye rastlayınca sorar:

 

 

“Ağa,yalnız başına gezmeye korkmuyor musun? Buralarda eşkıya var diyorlar”.

 

 

 Köylü verdiği cevapta: “Konya ‘da Vali Ferit Paşa var. Eşkiyanın belini kırdı. Kimse bize dokunamaz”  der. Bunun üzerine vali: “Konya buraya çok uzaktır. Valinin nasıl haberi olur” ? diye üsteler. Köylü: “Efendi sen onu bilmezsin. O ne domuzdur. Her yeri görür her yerden haberi olur”  diye cevap verir.

 

 

Ferit Paşa’nın el atarak kısa zamanda çözdüğü sorunlardan birisi de   Konya’nın içme suyu sorunudur.

 

 

  Bu sorunu çözmek için hemen harekete geçer. Çevrede incelemeler yaparken  Konya’ya 20 Km uzaklıkta Çayırbağı olarak adlandırılan semtte  zengin içme suyu kaynağı olduğunu öğrenir. Bunun üzerine  hemen şehir eşrafını toplantıya çağırır.  Esnaf ve tüccarın ileri gelenleri ile yaptığı toplantılar sonunda  Çayırbağı suyunu Konya’ya  getirmeye karar verir. Halktan toplanan paralarla ve  pek çok  Konyalının da beden gücü ile katıldığı yoğun bir faaliyet sonunda  2 sene içinde  Çayırbağı suyu şehre getirilir ve   şehrin muhtelif yerlerinde yaptırılan çeşmelerden halk içme suyunu temin eder. “Ferit Paşa Çeşmeleri”   Konya şehrinde bu gün de – bazılarının adları unutulmuş olsa da-  halka  tatlı su sunmağa devam etmektedir.

 

 

Ferit Paşa’nın  su ile ilgili diğer hizmeti  birincisine göre çok daha  büyük çaplı   ve kapsayıcıdır. Bu da Beyşehir (Beyşehri) Gölünün  Konya ovasına akıtılması ve kuraklıkla bir türlü baş edemeyen Konya çiftçisinin  arazilerinin sulanması  projesidir. Bu gün de Konya ovasında “Çarşamba  (Çumra) Kanalı”  olarak bilinen sulama kanalları Ferit Paşa’nın Konya valiliğinde  başlattığı ve  büyük bir bölümünü de  kendi zamanında tamamladığı büyük  tarımsal sulama hizmetidir.

 

 

Beyşehir Gölünden Konya ovasına akıtılan sularla  sulanan arazinin toplam miktarı  500 Bin dönümden daha fazladır.

 

 

Ferit Paşa’nın  Beyşehir Gölünün suyunu Konya ovasına akıtması ve kuraklıkla baş edemeyen çiftçilere su sağlaması  Konya’da bu gün dahi efsane gibi anlatılan olaylardandır. Şöyle ki: Ferit Paşa bölgede incelemeler yaparken bazı insanların kazma kürekle   Seydişehir yakınlarında  kanal kazma çalışmaları yaptıklarını görür.  Köylülerle konuşunca onların kuraklık yüzünden mahsul alamadıklarını ve bu suyu eğer tarlalarına akıtabilirlerse kuraklığı yenmiş olacaklarını düşündüklerini öğrenir. Konya’ya döner dönmez hemen işe koyulur ve  bu kanalın nasıl olacağını, nereden geçeceğini, ne büyüklükte olacağını ve ne kadar su taşıyabileceğini ilgili uzmanlarla konuşur. Kendisi de bizzat katılarak proje hazırlanır.    O sıralarda Konya’da bir Alman inşaat şirketi vardır ki, demiryolu çalışması yapmaktadır. Ferit Paşa  hemen Alman şirketinin müdürünü valiliğe çağırır. Ona bu işin ne kadar önemli olduğunu anlatır ve  hemen makinalarını göndererek Seydişehir yakınlarında  başlamış olan çalışmalara yardım etmesini ister.  Müdürle yaptığı konuşmada  sulama kanalı işine yardım etmezse demiryolu çalışmasına izin vermeyeceğini de söylemeyi ihmal etmez. Müdür razı olur ve makinalarını kanal çalışmasına gönderir.  Ferit Paşa insan gücüyle yapılması çok zor olan arazideki çalışmayı Alman  şirketine ve makinalarına yaptırır.  Beyşehir gölünden alınan suyun  Konya ovasına, güney bölgesinden  akıtılmasıyla  kuraklık  yüzünden bir türlü mahsul alınamayan büyük bir arazi suya kavuşmuş ve  halkın yüzünü güldürmüştür. Sulanan arazide verimin artması gerek o yıllarda ve gerekse de sonraki yıllarda  Konya’nın – tabir yerindeyse-  bir “Buğday Ambarı”  olmasını sağlamış, demiryolu da geçtiği için  pek çok tüccar Konya’ya gelerek yerleşmiş ve  antrepolarda  topladıkları buğdayları  trenle naklederek iç ve dış pazarlarda satmışlardır. Böylece Konya 20. Yüzyıl başlarında önemli bir ticaret merkezi haline gelmiştir.

 

 

İmar Faaliyetleri

 

 

Ferit Paşa Konya’da pek çok imar faaliyetinde bulunmuştur. Bunlar içinde halen de Konya Valiliği olarak kullanılan  Hükümet Konağı, Askerî kışlalar, memleket hastanesi, Konya İdadisi, depo ve antrepolar sayılabilir.

 

 

 

 

Sarazamlığa atanması ve İstanbul’a gidişi

 

 

Ferit Paşa’nnın Konya valiliği 4 yıl sürdü. Çok çalıştı çok yoruldu.  1902 yılı başında  eşi hastalandı. Doktorlar Konya’nın çok sert olan ikliminin eşine iyi gelmeyeceğini söylediler. Ferit Paşa görevinin başka bir şehre nakledilmesi talebinde bulundu.  Ferit Paşa’nın Konya valiliğinden  ayrılmak ve İstanbul’da bir vazife almak hususundaki ısrarlı taleplerinin bir diğer sebebi de evlenme çağına gelmiş kızları idi. Konya’da kızlarını evlendirebileceği uygun damatlar bulmasının zorluğunu da düşündüğü için  İstanbul’a naklini istemekteydi.  İşte böyle  bir zamanda Alman Büyükelçisi (sefir-i kebir) Mareşal Von Biberstein Konya’yı 2. Defa ziyaret ediyordu. Ferit Paşa elçiyi çok iyi ağırladı, ona Türk misafirperverliğini gösterdi. Elçi İstanbul’a dönüp padişahı ziyaret ettiğinde  sohbet esnasında, Konya’da çok çalışkan bir vali bulunduğunu; şehrin imar edilmiş olduğunu; ilk ziyaretinde harap vaziyette gördüğü Konya’nın şimdi çok gelişmiş olduğunu vs. anlattı. Padişah  da sürekli vezirlerden şikayet ederdi. “Sadrazam yapacak vezir bulamıyorum…” derdi. Bunun üzerine  Alman elçisi “…Konya’da bir vali var…  Devlet ve dünya ahvalini çok iyi biliyor… Onu neden sadrazam yapmıyorsunuz?... Eğer Ferit Paşa Almanya’da olsa onıu hemen şansölye yaparlar   dedi. Padişah da zaten Ferit Paşa’yı düşünmekte idi. Onun kabiliyet ve sadakatini biliyordu.  Ferit Paşa da Konya’dan  ısrarlı bir şekilde naklini istemekteydi. Bunun üzerine Padişah kararını verdi ve  Ferit Paşa’yı 28 Şubat 1320 (1902) tarihli bir tezkire ile  önce  İstanbul’da kurulmuş bulunan ve  vilayetlerden gelecek şikayetleri incelemekle görevli bir komisyona başkan olarak tayin etti. Ardından da sadarete tayin etti.

 

 

Padişah tezkiresi şöyledir:

 

 

“Said Paşa’nın infisali vukuuna mebni nezdimizde malum olan istikamet, sadakat ve dirayetiniz cihetiyle mesnedi sadaret uhdenize ihale kılınmıştır. Heman cenabı hak  tevfikatı subhaniyeye  mazhar buyursun”

 

 

Ferit Paşa 1902 yılında  mütevazi bir alayla Bab-ı âliye gelerek görevine başladı.

 

 

Ferit Paşa’nın sadrazam olduğu yıllar Balkanlar başta olmak üzere ülkenin hemen her tarafında karışıklıların olduğu yıllardır. Arnavutluk karışıktır. Bosna Hersek  karışıktır, Sisam ve Sakız adalarında ayaklanmalar vardır. Ferit Paşa sert tabiatlı bir sadrazamdır ve   her konuya el atarak  hem de  şiddet kullanarak olayları önlemeye çalışmıştır.

 

 

Ferit Paşa, idarenin bozukluğu üzerine düşüncelerini çekinmeden her ortamda, hatta Padişahın yanında da söyleyen bir sadrazamdı. 1908 yılı başlarında bir gün Padişahın huzurunda yine idarenin bozukluğundan bahsedince, Ferit Paşa’nın damadı Halil Paşa’nın anlattığına göre- Padişah pek hiddetlenir ve  elinde rovelveri de olduğu halde Ferit Paşa’ya dönerek “...Seni mahvederim.  Mithat Paşa da böyleydi. Onu da ben bitirdim…”  diye bağırır.  Bunun üzerine  Ferit Paşa huzurdan ayrılırken çok üzgün bir şekilde “…Bu şekilde iş görmek mümkün değildir.  Başka sadrazam bulunuz…”  diyerek çıkar ve konağına geçer.  Artık Ferit Paşa’nın sadrazamlık görevi bitmiştir. Bundan sonra  istifa eder. Padişah bir müddet istifayı kabul etmez. Fakat Ferit Paşa ısrarlıdır. Neticede  2. Meşrutiyetin ilanından 1 gün önce 22 Temmuz 1908 tarihinde Ferit Paşa sadaret makamından ayrılır.

 

 

Ferit Paşa, Meşrutiyet taraftarı ve  bu idareyi isteyen ittihatçılarla da iş birliği içindeydi.  1908 öncesinde Manastır ve  Selanik başta olmak üzere bazı Balkan şehirlerinde  Hürriyet taraftarları açıktan toplantılar yapmaya başlamışlardı. Mahir Paşa başkanlığında bir heyet İstanbul’dan yola çıkarak bu olayları araştırdı ve dönüşte Padişaha bir rapor verdiler.  Ferit Paşa bu raporun gerçeğe aykırı olduğunu söyleyerek Padişahtan Mahir Paşa’yı azl etmesini istedi ve onu azlettirdi. Bunun üzerine  Frizovik’de toplnan Arnavut ileri gelenleri Ferit Paşa’yı makine başına çağırarak kendisi ile konuştular. Arnavud ileri gelenlerinden  Hoca Said Efendi, -daha sonra Üsküp Mebusu- makine başında Ferit Paşa’ya meşrutiyeti istediklerini  ve bu konuda kendisinin ne düşündüğünü sordu. Ferit Paşa ona  Arnavudça “  Hayırlı olsun… Talebinizde sebat edin…”dedi. Arnavudlar bu duruma çok sevindiler. Sonra İpek ve Yakova temsilcileri ile konuştu. Onlara da  yine Arnavutça  “Fot mir peto pota”  dedi.. (Bu iyi işdir. Allah muvaffak etsin).

 

 

Ferit Paşa sadrazamlıktan ayrıldıktan sonra Tevfik Paşa’nın sadareti zamanında  Aydın Vali vekilliğine atandı. Kısa bir süre görev yaptıktan sonra  bizzat Tevfik Paşa’nın daveti ile  Dahiliye Vekili oldu. Fakat bir müddet sonra  bu görevden de istifa etti. 1912 yılında  Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın sadareti zamanında tekrar  Dahiliye vekilliğine tayin edilmiş ise de hastalığını ileri sürerek kabul etmedi. Bunun üzerine Meclis-i Ayan başkanlığına atandı. Bir müddet  bu görevi yürüttü ve  Kamil Paşa kabinesinin düşmesi üzerine 1913 yılında  bu görevinden azledildi.  Ferit Paşa bundan sonra Mısır’a gitti. Oradan da  tedavi için İtalya’nın San Remo şehrine gitti. 26 Kasım  1914 yılında San Remo’da öldü. Cenazesi Avlonya’ya getirilerek burada defnedildi. 

 

 

Sonuç

 

 

Ferit Paşa’nın Konya valiliği ve sadrazamlığı zamanında Osmanlı devletinde, özellikle aydınlar arasında, 1878’den itibaren yeniden yükselen meşrutiyet talebi (Kanun-ı esasinin ilanı) artık her vilayette yüksek sesle söylenir olmuştu.  Üsküp, Manastır ve Selanik şehirlerinde subay ve aydınlar çekinmeden  bu talebi tekrar eder olmuşlardı.   Ferit Paşa’nın sadrazamlığı döneminde ise ( 1902-1908) bu talep sarayı rahatsız edecek boyuta ulaşmıştı. Selanik’de bulunan 3. Ordu, Kanun-ı esasinin  ilanı için adeta başkaldırmıştır. Tarık Zafer Tunaya’nın ifadesiyle ihtilalci dalgalar fırtınaya dönüşmektedir. 3. Ordunun subaylarından Enver Bey Tikveş bölgesinde, Selahattin ve Hasan Tosun Beyler Arnavutluk’ta, Koılağası Niyazi ve Eyüp Sabri Beyler Resne ve Ohri’de çeteler kurarak dağa çıkmıişlardır. Bütün bu oluşumlar karşısında  sadrazam Avlonyalı Ferit Paşa padişahın ısrarlı “Takibat”  emrini alel usul tedbirlerle geçiştirmekte ve dolaylı yoldan  meşrutiyetin ilanını ya da Kanun-ı esasinin yeniden yürürlüğe konmasını arzulamaktadır.  Zaten bu durumu  tahmin eden Padişah    Ferit paşa’yı sadaretten azletmeye karar vermişti. Nihayet Paid paşa’ya mührü hümayunu teslim ederek Ferit Paşa’yı 22 Temmuz 1908 tarihinde azletti.

 

 

Ferit Paşa’nın bundan sonraki hayatı  kısmen sönük geçmiştir.

 

 

Ferit Paşa 45 yıllık devlet hizmeti içinde çok başarılı görevler yapmakla birlikte  Konya Valiliği ve Sadrazamlıkta geçen 10 senelik (1898-1908) hizmeti ile temayüz etmiş bir devlet adamıdır.

 

 

Kayanakça

 

 

İbnülemin Mahmut Kemal, Son Sadrazamlar ( 3. Baskı), Dergah yayınları İst. 1982

 

 

Meşhur Valiler, İçişleri Bakanlığı yayını, yay. Hazırlayanlar: Hayri Orhon ve arkadaşları,

 

 

İstanbul 1969.

 

 

İbrahim Alaattin Gövsa, Türk Meşhurları Ansiklopedisi, İstanbul 1946,

 

 

Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler (3. Cilt: İttihat ve Terakki), Hürriyet      vakfı yayınları, İstanbul 1989.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1347197
Bugün :   3
Aktif :   3

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com